
“Demokrasi, ülke yönetimini belli bir sınıfın elinden çıkararak idareyi
tamamen halka vermektir.” Ne kadar hoş bir söz. Ama oldukça ütopik
geliyor.
Öncelikle şunu belirtilmesi gerekiyor ki bu yazıyı okuyanlar cahil bir
bireyin çığlıklarını duyacaklar. Sokrates’in ünlü sözünü çoğunluğa
haykırmak bu cümlelerin yaratıcısının hakiki görevidir: “Tek bildiğim şey
hiçbir şey bilmediğimdir.”
Geçmiş günlerinin belli bir döneminde demokrasiyi inanmış ve onu
yaşatmayı ilke edinmiş bir kimse olarak değerli okurları şu sorunun
cevabını düşünmeye davet ediyorum: “Çoğunluğun ne düşündüğü
önemli midir? Çoğunluk cahil olsa ve daha da beteri cahil olduğunun
farkında bile olmasa bile çoğunluk dikkate alınmalı mıdır?” Biraz Antik
Yunan seyahati yapmak bu sorunun cevabını bulmamız için faydalı
olabilir. En iyisi M.Ö. 399 yılına, Atina’ya gidelim ve oradaki mahkemede
Sokrates’i ziyaret edelim.
Olanları gördünüz mü? Duruşma bitti ve Sokrates’e idam kararı çıktı.
Sokrates, insanları dinsizleştirdiği ve gençleri yoldan çıkardığı palavraları
sebebiyle idama mahkum edildi. Oylamada idamı destekleyen 280;
idama karşı 220 oy çıktı. Sokrates’in gerçek suçu neydi peki? Sokrates;
ozanlarla, siyasetçilerle, halktan kişiler ile konuştu ve onların cehaletlerini
açığa çıkardı. Gençler de sorgulamaya ve düşünmeye başlayıp bu
insanların cahilliklerini ortaya çıkarınca çoğunluk dayanamadı.
Yani Sokrates’in ölümünün yegane sebebi çoğunluğun cahil olduğunu
kabul etmeme ısrarı idi. O vakit burada çoğunluğun hakikat ve doğru
uğruna değil de çıkarlar uğruna karar aldığı sonucu beliriyor.
O zaman demokrasinin mevcut tanımında ister istemez bize bir
değişiklik hakkı doğuyor. Yeni tanım şu: “Demokrasi, çoğunluğa
gereğinden fazla değer veren, onu yüceltip megaloman haline getiren,
toplumun cahil bireylerine gereğinden fazla değer biçip onları ülke
yönetiminde söz sahibi yaparak devletin aydın bireylerini ortadan
kaldırmalarına sebep olan, devleti ideal devlet modelinin yakınına bile
yaklaşmasını önleme rejimidir.”
Demokrasi doğru mudur? Veya biraz değiştirelim, çoğunluk doğru
mudur? Çoğunluk ideal devlet modelini mi hedefler yoksa gücü elinde
tutmayı mı hedefler. Burada hikayenin mağduru olan Sokrates’in gönlünü
almak için onun düşünceleri üzerinden gitmeyi kendime görev biliyorum.
Doğru nedir? Sokrates’e göre doğru ne dosta ne de düşmana kötülük
etmemektir. Sokrates, bu felsefesi uğruna hapisten kaçmanın Atina’nın
onuruna leke süreceğini söyleyerek Atina’ya kötülük yapmak istemediğini
belirtti ve zehri içerek hayatını kaybetti. Çoğunluğun dinsizlikle suçladığı
Sokrates, son sözünde çevresindekilere Sağlık Tanrısı’na adakta
bulunmalarını rica etti.
Sokrates’in yaptığı doğruydu. Kendisi Atina’ya kötülük etmemişti. Peki
Çoğunluğun yaptığı doğru muydu? Çoğunluk sadece kendi acizliğinin
ortaya çıkmasına sinirlendiği için bir filozofu idam ettirip ona kötülük
yapmıştı. Demek ki çoğunluk doğru yapmamıştı.
Burada zaman çizelgemizde birazcık ilerleyelim. Antik Yunan, bizi
Sokrates ile yeterince yasa boğdu. En iyisi 19.yy’a gidip bir Victor Hugo
ziyareti gerçekleştirelim.
Ziyaretimizden önce Victor Hugo’yu anlayabilmek uğruna
demokrasiye eski tanımını geri iade ediyorum. Demokrasiyi bir halk
egemenliği olarak bilerek ünlü Fransız yazarın düşünce dünyasının
kapısını çalıyorum. Kendisinin demokrasi ile bana meydan okuyan şu
sözleri karşıma geliyor: “Bu egemenlik de(halk egemenliği) her şey gibi
yanılabilir ama hedefinden sapsa da yüceliğini her zaman korur”(Sefiller
2/Sayfa 146).
Yanılmak masum bir kelimedir. Sokrates’in idamı masum değildi. Onu
idama mahkum edenler Sokrates’in inançsız olduğu için değil
kendilerinden farklı olduğunu bildikleri için kendilerini güvende hissetmek
maksadıyla öldürdüler. Orada halk egemenliğinin olayı yanılmak değildi.
Korkak bir şekilde kendisini korumak istedi. O duruşma oylamasında halk
yanılmadı. Sadece korkaklığını açığa vurdu. Korkaklar yüce olamaz.
Onlara yüce demek cesurlara bir hakarettir. Demek ki çoğunluk yüce
falan değil.
Sokrates ve çoğunluğu kıyaslayalım. Çoğunluğun korkak olduğundan
zaten bahsetmiştim. Pek Sokrates’e korkak diyebilir miyiz? Kesinlikle
hayır. Sokrates çevresindekilere son dersi verdikten sonra öğrencilerinin
“zehri içmeyi birkaç saat erteleme” tavsiyesini bile komik bulmuş ve “ideal
bir filozofun bedensel hazlardan kurtulma yolu olan” ölümden kaçmasını
saçma bulmuştur. Zehri bir dikişte içmiş ve öğrencilerini gözyaşlarına
boğmuştur. Çoğunluk, cesur birisini idama mahkum etmişti. Ya da daha
doğru bir deyiş bulalım. Korkak ve cahil olan çoğunluk, cesur ve zeki
olan bir bilgeyi idama mahkum etmişti. Demek ki demokrasi, korkaklara
ve cahillere böylesine korkunç bir güç sağlayabiliyor. Korkunç bir rejim!
Yorum bırakın